Ya senden çok uzak olmalıydım,
Aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum.
Büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum.
Sana gelmeye gücüm yetmemeliydi.
Çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim.
Dağda yanan bir çoban ateşi gibi,
Gökte bir yıldız gibi
Seni görmeli,
Seni yaşamalı ve senden çok uzaklarda olmalıydım.
Biliyorum güzelliğin yeraltı nehirlerine benzer,
Biliyorum bir sır gibi güzelsin.
Hani anlatılmaz duygular vardır,
Hani şarkılar vardır
Sevip söyleyemediğimiz.
Şiirler vardır unuttuğumuz,
Aşina çehreler vardır hani
Zaman zaman hatırlayamadığımız...
İşte sen o kadar güzelsin.
Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
Şunlar ellerindir diyorum, tutamıyorum.
Şunlar gözlerindir diyorum, bakamıyorum.
Düşün, kahırdan ölmeliyim artık,
Ölemiyorum.
İnanmak, var olmaktır bilirsin.
İnandığımız şeyler için yaşayalım.
Nice sabahlar, nice aydınlıklar,
Gelecek nice günler için yaşayalım.
Sarı gülleri seversin,
Sarı karanfilleri seversin,
Sarı kasımpatlarını,
Sarı bir dünyayı seversin.
Ben sende olan bütün renkleri seviyorum.
İşte tek farkımız bu.
Yoksa hiçbir şey önemli değil bu dünyada,
Senden başka.
Ne zulümler,
Ne kavgalar,
Ne günler, ne geceler, hiçbiri önemli değil
Sen yaşadıkça.
Ve yaşamak hiçbir zaman
Bunca güzel olmayacak
Sen yaşadıkça.
Bir kalbim var; et, kan, sinir.
İki gözüm var, seni görür.
Ayaklarım sana gelir,
Ellerim seni arar.
Bir dünya ki kocaman,
Bir evren ki sonsuz,
Sen olmasan neye yarar?
Şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi,
Yalanlarımı,
Kötülüklerimi yüzüme vur artık.
Utandır beni yaşadığıma,
Çaresizliğimi suratıma bir tokat gibi indir.
Yanağımda beş parmağının izi kalmalı.
Sonra geç karşıma,
Olanları unutalım.
İki eski dost gibi
Her şeye yeniden başlayalım.
Yeniden yaşayalım geçmiş, gelecek bütün yılları,
Bütün keder ve sevinçleri paylaşalım.
Sana sevinç düşsün, bana keder;
Benim ellerimde kanlı diken yaraları,
Senin ellerinde kanlı güller.
Bir yere yaklaşıyoruz,
Kulağıma sesler geliyor.
Bir gemi demir alıyor olmalı,
Belki bir adam ölüyor.
Ne biliyorsun,
Belki de bir sona yaklaşıyoruz.
Yum gözlerini, her şeyi zamana bırak.
Yum gözlerini, nasılsa akşam olacak.
Korkma, yaklaş karanlığa,
Orada ben varım.
Çaresizliğimize, zavallılığımıza
Gel, beraber ağlayalım.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan seni seviyorum
Aysel Git Başımdan